BAŞKA BİR TÜRKİYE MÜMKÜN

İktidarın bu aczi, Erdoğan ve partisi AKP’yi kaçınılmaz bir biçimde statükocu yapıyor, statükoyu korumak ise otoriterliği zorunlu kılıyor.  Yaratılan bu siyasi iklim, muhalefeti de bir biçimde bu kısır ve çorak tartışmanın içine çekince Türkiye’de yeni fikri açılımların, yeni politik yönelimleri ve buna uygun planlamaların, stratejik yönelimlerin önü kesiliyor.

İstanbul’a yağan kar olası bir afet anında hazırlıkların ne kadar yetersiz olduğunu gösterirken, Türkiye bu gerçeği konuşmak ve yeni bir stratejik planlamayı tartışmak yerine, siyasal iletişim dili iyi kurulmadığı ve süreç iyi yönetilemediği için tam da ikitdarın istediği gibi hep beraber, bir fotoğraf karesinde ve yenen bir yemeğin içinde kaybolup gidiyoruz…

Bu gerçeği görmek, bir iki adım geri çekilerek, eşit yurttaşlığı, eşit hizmeti, kamucu, halkçı sosyal devleti savunanların ideolojik-politik üstünlüğünü görmeyi, döne dolaşa siyasette de, ekonomide de, “doğal afetlerde” de “Başka Türkiye’nin mümkün” olduğunu kısık sesle değil yüksek sesle ve güvenle anlatmaktan geçiyor…
Siyasette toplumun yüzde yüzünü ikna etmek, peşinden sürüklemek mümkün değil, bu nedenle “kimin ne dediği” değil, “Başka Bir Türkiye” hayal edenlerin ne dediği önemli!

26 Ocak 2022, İstanbul

Necdet Saraç

Schreiben Sie einen Kommentar