ERDOĞAN DÜNÜ, KILIÇDAROĞLU YARINI TEMSİL EDİYOR

Kendi evinin mutfağından yaptığı yayınlar önce inandırıcı bulunmadı, iktidar bloku bunu bir mizansen gibi sunmaya çalıştı ama arka arkaya gelen hamleler, Türkiye’de yaşayan ortalama vatandaşın mutfağı olan “o mutfağın” gücünü çok kısa sürede gösterdi. Şatafat içindeki iktidarın hikayesini de, Erdoğan’ın toplumla kurduğu duygusal bağı ve güven ilişkisini henüz tam olarak yerle bir edeme de, derinden sarstı… Kılıçdaroğlu’nun söylemlerinin, biriken öfkeleri de dikkate alan iktidar tarafından arka arkaya uygulanmaya başlaması kamuoyunun önemli bir bölümünde “Bunlar üç koyunu bile güdemezler” algısını bozdu! Krizin etkisi, iktidarın vaadlerinin boşa düşmesi, iktidarın inandırıcılığını yitirmesinin ve rollerin değişmesinin de önünü açtı… Kılıçdaroğlu’nun “Varsıldan alıp yoksula verme” vurgusu da, “gelir dağılımındaki adaletsizliği” ortadan kaldırma söylemi de, ortalama bir insanın “bir ev, bir araba alma ve huzurlu bir aile ortamı sağlama isteği” de toplumun farklı ve geniş kesimlerinde ciddi karşılık bulmaya başladı. Yalnızca bunlar değil, kutuplaşmadan yorulan milyonlara kimlikleri aşan “kucaklaşma” çağrısı da artık ciddi ses getiriyor. Kimlik siyaseti yerini “eşit yurttaş siyasetine” bırakıyor… Halen kimlik siyasetini ve kutuplaşmayı kullanan Erdoğan, dünü, statükoyu ve vesayeti temsil ederken, Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan’ın yanında uzun namlulu silahlılarla gövde gösterisi yaparken Ağrı’yı ziyaret eden Kılıçdaroğlu’nun “Bu güzel ülkede hepimiz huzur içinde yaşamak istiyoruz, kucaklaşmak istiyoruz. Şarkılarımız, türkülerimize yansıyan zengin bir kültürümüz var, bunun huzurunu yaşamak istiyoruz” dedikten sonra “Türkiye üzerindeki karabulutları kaldıracağız. Türkiye’yi aydınlığa kavuşturacağız” diye meydan okuması artık sıradan bir söylem değil, önemli bir söylem, çünkü Türkiye bu cendereden ancak dünü temsil edenlerle değil, yarını temsil edenlerle çıkar! 28 Temmuz 2022, İstanbul Necdet Saraç

Bir cevap yazın