ORGANİZE KÖTÜLÜK DE YENİLİR

İmamoğlu kararında da gördüğümüz gibi muhalefetin iktidarla yargı üzerinden ne hesaplaşması ne de hak araması mümkün gözükmüyor! İktidarın kontrolündeki yargının siyasi davalarda verdikleri kararlarda hukuk, mantık ve vicdan aramak geride kaldı. Siyasi davaların tümünde yürütme yargı kararlarını belirliyor ve yargı da iktidara göre karar veriyor! Yani iyi niyetli ya da iyimser yaklaşımların bir karşılığı yok! Çünkü Kılıçdaroğlu’nun da son zamanlarda ısrarla vurguladığı gibi ortada sınır tanımayan “organize bir kötülük” var! Dün HDP belediyelerinde yaşanan kayyum atamalarının, İmamoğlu üzerinden İstanbul’a sıçrama olasılığı, bazı çevrelerin iddia etiği gibi Ankara ve Mersin’e, hatta Kılıçdaroğlu’na kadar uzanması sürpriz olmaz. Çünkü iktidar açısından kural yok, keyfiyet var! Çünkü ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak var! Çünkü bu ülkede maalesef en başta hukukta çifte standart geleneği hep var: 6 yaşından itibaren sistematik tecavüze uğrayan bir çocuğun, 14’ünde kemik yaşını 21 olarak gösteren, 17’sinde idam edilen Erdal Eren’in “test yapılsın, kemik yaşı ortaya çıksın” diye yapılan müracaatını ise reddeden bir zihniyet maalesef hep var! İmamoğlu davasında henüz karar açıklanmadan İstanbulluların “Millet iradesine sahip çıkıyor” diye İBB önüne çağrılması da, ikinci gün 6’lı Masa olarak ortak protesto çağrısı yapılması da doğru hamlelerdi. Muhalefetin haksızlık karşısında hemen tavır alması ve görünür hale gelmesi cezalandırmalarla yaratılmak istenen korkunun ve demoralizasyonun yenilmesinde ve cesareti arttırmasında önemli hamlelerdi.  Seçim tarihi yaklaştıkça iktidarın daha da sertleşmesi sürpriz olmayacağına göre muhalefetin mücadele hattını daha da büyütmesi gerekiyor. Örneğin, Boğaziçi Üniversitesi’nde yaklaşık iki yıldır  “demokratik üniversite” diye direnen akademisyenlerin eylemine ya da Kocaeli’nde grevi yasaklanan fabrika işçilerini 6 parti Genel Başkanı başta olmak üzere, katılabilecek bütün Genel Baskanlarla birlikte topluca ziyaret etme gibi yeni mücadele modelleri mutlaka geliştirilmeli! KARAR YOK HÜKMÜNDE OLMALI Karar açıklandıktan sonra İmamoğlu’nun İBB önünde dediği gibi kararı “yok hükmünde” kabul edip yürümeli. Bunu yaparken de İstanbul başta olmak üzere büyük şehir belediyelerini kazanan bütün güçleri sürece dahil etmeli. Türkiye’nin 6-7 ay sonra yaşayacağı seçimde otokrasi karşısında demokrasi diyebilmek, Akşener’in sıklıkla vurguladığı gibi “Kahrolsun İstibdat Yaşasın Hürriyet”, Kılıçdaroğlu’nun “Yüz yıl önce olduğu gibi bugün de ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyebilmek için cezaevinden hepimize seslenen Demirtaş’ın “Üzgünüm ama sarı öküzü vermeyecektiniz. Yine de geç değil. Şimdi hep birlikte direnme ve hep birlikte kazanma zamanıdır” uyarısını dikkate almalı! İşte o zaman “örgütlü kötülük” hesabı ne olursa olsun yenilir! Necdet Saraç

Bir cevap yazın